1- Sevgili Ece’ciğim, izin verirsen Ankara’dan tanışıyor olmamıza istinaden sana söyleşi boyunca sen diye hitap edeceğim. Oyuncu Ece Bağcı’yı biraz tanıyabilir miyiz?
Elbette. 16 yaşındayım. Ankara’da doğdum, orada büyüdüm. Şuan güzel sanatlar lisesi tiyatro bölümünde 12. Sınıf öğrencisiyim. Oyunculuk yapmak istediğime karar vermeden önce bale yapıyordum. Uzun süredir piyano çalıyorum. Dansın ve müziğin her türünü çok severim. Oyun izlemeye bayılırım. Genel anlamda böyle bir insanım.
2- Çocukluğundan beri sanatla iç içe biri olarak tiyatro ve oyunculuk serüvenin nasıl başladı?
Oyun izlemeyi küçüklüğümden beri çok seviyorum. Bu oyunlarda oynayabileceğimi fark etmem uzun sürdü aslında. Sahnedeki insanlar hep çok ulaşılmaz geliyordu bana. Karşı komşumuz dışında tanıdığım bir oyuncu da yoktu. Dolayısıyla bunu keşfetmem biraz zaman aldı. Fark ettiğim anda da annem sayesinde dersler almaya başladım. Çok eğlendiğimi, çok mutlu olduğumu fark ettim. Bu sırada auditionlara katıldım ve Kuru Otlar Üstüne ile ilk oyunculuk deneyimimi yaşamış oldum. Ve bunun okulunu okumak istediğime karar verdim. Biraz araştırıp İstanbul’daki güzel sanatlar liselerini buldum, sınavlarına girdim. Kazanıp İstanbul’a taşındığımızda tiyatro yolculuğum da başlamış oldu.
3- İlk filmin “Kuru Otlar Üstüne” ile Chicago Uluslararası Film Festivali’nden ” En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülüyle dönmek ve Nuri Bilge Ceylan gibi bir yönetmenle çalışmak nasıl bir duygu?
Ben film izlemeyi çok severim. Nuri Bilge Ceylan filmlerine de ayrı bir hayranlığım vardır. Bakış açısı hep beni çok etkilemiştir. Onun filminde oynamak apayrı bir durum. Çok şey öğrendim sayesinde. Hiç unutulmayacak bir deneyim. Film çıktıktan sonra aldığım yorumlar, ödüller de bu sürecin mutluluk verici bir sonucu bence.
4- Rolüne hazırlanış evrenden ve genç yaşında böylesi büyük bir yönetmenle çalışma tecrübenden bize biraz bahsedebilir misin?
Sevim, ilk okuduğum andan itibaren beni çok etkiledi. Benim için çok zor olmadı hazırlanmak… Yaşımdan ötürü etrafımda olan, bende olan özelliklerin birleşimiydi bence. Biraz gözlem yaparak rahatlıkla anlayabildim Sevim’i. Benim için en önemlisi oraların enerjisini yaşatabilmekti. Çekim için Erzurum’a gittiğimiz andan itibaren gözlemlerime devam ettim. Orada bir arada olduğumuz insanlar beni çok etkilemişti. Çekimler sırasında da hocanın yönlendirmeleri bana yardımcı oldu.
5- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro bölümünde okuyorsun. 25. Sadri Alışık Tiyatro Sinema Oyuncu Ödülleri’nde “Ekrem Bora Umut Veren Oyuncu” ödülünü aldın. Devam eden “Getto,Cadı Kazanı ve çocuk oyunu Tik ve Tak’ta ” rol alıyorsun. Tiyatro senin için ne ifade ediyor?
Tiyatro benim için çok şey ifade ediyor. Özgür bir ifade alanı olarak sahne benim için çok şey ifade ediyor. Bu hisleri açıklamak benim için o kadar da kolay değil aslında. Sahneye çıktığım anda yaşadığım o his başka hiçbir yerde yok. Çok seviyorum tiyatroyu!
6- Rol aldığın “Getto” oyununda ilk Türk Kadın Tiyatro Sanatçımız ve kapak konuğumuz Afife Jale’den de bahsediliyor. Genç bir tiyatro sanatçısı olarak Afife Jale hakkında neler söylemek istersin?
Attığım her adımda, yaptığım her işte bir kadın olarak Afife Jale’nin elini omzumda hissediyorum. Onun çabaları olmasa yapamayacağım şeyleri, şuanda rahatlıkla yapıyorum. Onun tutkusuyla, onun mücadelesiyle sahnede olmak gurur verici.
7- Sinema ve tiyatro oyunculuğu arasındaki farklar sence nelerdir? Sen hangisinde kendini daha rahat ifade ettiğini düşünüyorsun?
Bence en temel fark tiyatronun o anda, canlı bir şekilde oynanıyor ve izleniyor olması. Tiyatro da sinema da çok özel benim için. İkisinde de apayrı deneyimler yaşanıyor ama tiyatroya olan sevgim her zaman çok daha kuvvetli ve canlı… Sahnede olmanın verdiği özgürlük hissini başka hiçbir şeyin vermediğini düşünüyorum.
8- İleriye dönük plan ve projelerinden bize biraz bahsedebilir misin?
Yaşamım boyunca hiç durmadan çalışmak ve üretmek istiyorum. Oynamak, izlemek, dinlemek, dans etmek… Sahnede ve kamera önünde her zaman var olmak, var olduğumu hissetmek istiyorum. Bunun için hep çabalayacağım.