Mağarama gel Sevgili,
Kime nasip olmuş bu çağda böylesi bir beklenmek?
Ellerimi diktim beyaz orkide saksılarına,
sen açacaklar
Parmak uçlarımdan tomurcuklar doğuracağım
gel!
Kime nasip olmuş yirmi birinci yüzyılda böylesi bir beklenmek?
Bedenim …
Savunmasız, bembeyaz, incecik
Bir çilehaneye düştüm, nemli tülbentlerle örttüler gözlerimi
Bilmezler ki dağlansa kirpiklerim yine de bulurum seni!
Gel!
Sahibi tarafından azıtılmış evsiz köpekler gibi
Bıraktığın gibi bekliyorum, inanmasan da gideceğim bir yer yok!
Mabedimin minberinde adından başka kelam yok!
Bu yokluklar içimin labirenti
Kayboldum!
İçimde
Bul beni …
Kırk yıl, kırk ikindi, kırk mevsim, kırk, kırk, kırk!
Kaç kırkı kırkladım öylece beklerken seni
Gel, mağaramıza
Saçlarım dökülüyor yazgımdan da kara
Kapkara şerbetler kardım gözlerinin şanına
Bekliyorum, vakit dar, önümüz zemheri
Bir kışı daha çıkaracak gücüm yok!
Gel
Mağarama,
Mağaramıza
Mağaramızda
Sen açıyor ellerim…