50 yıllık arkadaşım ve her dönemde gerçekleri haykıran ilerici, aydın bir sanatçı dostum olduğu için onur duyduğum, sevgili Müjdat Gezen’i bir mizah şiirimle buradan selamlıyorum…
Müjdat’a…
Darılmaca, gücenmece yok
Ben senin elli yıllık dostunum.
Ne demişler, “Dost, acılı ezme söyler
Rakıyla beraber…”
Yok olmadı!
Doğrusu şu;
Halkına dostça seslenenlerin
Ve gerçekleri göstererek güldürenlerin
Dostuyuz, yanındayız her zaman biz
Ama bu tür mizahın da
Asla istenmediği bir adresteyiz.
Nazım’ı, Aziz Nesin’i,
Rıfat Ilgaz’ı, Sebahattin Ali’si
Giderek, sanatçısı, televizyon habercisi
Yazarı, çizeri, gazetecisi
Yani özgür bir yaşam önerenler,
Dün de çok çektiler bu adreste
Bugün de çekmekteler.
Şimdi dikkat!
Sanki bilmez gibi bunları
Adresimizin koşullarına inat,
Oyunlar oynuyorsun
Ve inandığın gibi konuşuyorsun,
Oldu mu Müjdat!
Ah be dostum, bununla kalsa iyi
Hepsi sanatla ilgili, hepsi çağdaş fikirli,
Yüzleri güleç, yüzlerce genç yetiştiriyorsun.
Müjdat, laf aramızda, sen ileri demokraside
Çok ileri gidiyorsun!
Başka kusurların da var tabii
Yakınların bilir; Nerede çarpık, eğri bir şey
Nerede yamukluk görsen, düzeltmeye kalkıyorsun.
Basbayağı hastalık yani
Tıp dilindeki adı, simetromani
Ama bu adreste birileri
Buna da mâni!
Sana ne kardeşim, yamulduysa özgürlük,
Sana ne, eğri büğrüyse demokrasi
Sana ne çarpık duruyorsa artık.
Adaletin terazisi
Diyorlar… Daha ne yapsınlar yahu,
İyileşmeni istiyorlar!
Şaka bir yana, ben sana,
Dilerim bu hastalığın hiç geçmez, diyorum.
Zaten geçmeyeceğini de biliyorum…
Ve seninle elli yıllık dostluk,
Mizahtaki yolculuk sürerken
Bunca çarpıklıklar içinde
Senin ilkeli duruşunu
Ve Müjdat; bizlerle
Aynı adreste bulunuşunu seviyorum.