USTAM MÜJDAT GEZEN
Ustam Müjdat Gezen ile olan yolculuğum, ortaokul yıllarımda okuduğum bir şiiriyle başladı. Adı “İlke” olan bu şiir, benim için bir dönüm noktası oldu. Liseye gidip gelirken, odamın duvarında hep bu şiir asılıydı; bana her gün cesaret veriyor ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi konservatuvarına girme hayalimi diri tutuyordu. İşte o şiir:
İlkelerin olacak,
Seni satın alamayacaklar.
Aptalların uydurduğu atasözlerine inanmayacaksın:
‘Paranın satın alamayacağı yoktur.’
‘Herkesin fiyatı vardır.’
Gibi sözlere kanmayacaksın.
Onurunla, kimliğinle ve beyninle,
Akıllı yaşayacaksın.
Üreteceksin, seveceksin, sevileceksin.
İnançlarının arkasında duracaksın.
Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olacak.
Seni attan, ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın.
Çünkü sen insansın
Ve bunu yakaladığın gün,
Bembeyaz yaşayacaksın…
İnsan olmayı öğretmek isteyen birileri vardı ve bu umut beni ayağa kaldırmıştı.
2005 yılı sonunda konservatuvara kabul edildiğim o an, hayatımın en önemli dönüm noktalarından biriydi. Sınava giren yaklaşık 300 kişi arasından bu prestiji eğitim için hak kazanmış 13 kişiden biri olmak, şüphesiz hayallerimin gerçekleştiği andı. Bu süreçte Müjdat Hoca ve diğer büyük ustalardan öğrendiklerim, sadece sahnede değil, yaşamın her alanında bana rehber oldu. Jüri üyelerinin arasında Müjdat Gezen, Mustafa Alabora, Savaş Dinçel, Göksel Kortay, Aliye Uzunatağan, Mehmet Ali Alabora, Sumru Dinçel, Betül Arım ve Nefrin Tokyay gibi birbirinden değerli ustalar vardı.
İlk dersimizde Müjdat Hoca’nın verdiği öğüt ise zihnimde derin izler bıraktı:
“Sizler bu okula, yetenekli oyuncular olduğunuz için alındınız, fakat burada asıl başka bir şey olmayı öğreneceksiniz: “İyi insan olmayı,” Çünkü iyi insandan, iyi her şey olur. İyi insandan iyi bir ayakkabı boyacısı da olur, iyi bir duvar ustası da iyi bir bahçıvan da… İyi insandan iyi bir oyuncu da olur.”
Bu sözler, hayatımın her aşamasında bana kılavuzluk etti. İyi insan olmanın, yalnızca sahnede değil, yaşamın her anında başarının anahtarı olduğunu öğrendim. Müjdat Hoca bize, sanatın bir yetenekten fazlası olduğunu, insan olmanın özüne dair bir sorumluluk taşıdığını öğretti. Tiyatro sahnesinde olduğu gibi, hayatta da dürüst, samimi ve merhametli olmayı.
Sahnede yaşanan her zorlukta bu öğütler bana yol gösterdi. Tıpkı konservatuvar sınıfımızın kapısında yazılı olan Hipokrat’ın sözü gibi: “Meslektaşlarım, kardeşlerimdir.” Bu sözün anlamını her provada, her performansta derinden hissettim. Bir aksilik olduğunda, arkadaşlarıma yardım etmeyi, onların başarısına ortak olmayı öğrendim. Müjdat Hoca’nın bize kazandırdığı insanlık anlayışı hem sanatı hem hayatı şekillendirdi. İyi insan olmanın gücünü her adımda hissettim. Çünkü iyi insan olmak, yalnızca sahnede değil, tüm yaşamda gerçek anlamda başarıya ulaştıran tek şeydi.
Ve bugün, sahneye her çıktığımda, izleyicilere sunduğum şeyin yalnızca bir performans değil, Müjdat Gezen’den öğrendiğim insanlık değerlerinin yansıması olduğunu biliyorum. Ustamın bize verdiği “iyi insan olma” öğüdü, sahneden öte bir yaşam dersi oldu. Onun rehberliği sayesinde, tiyatronun ötesinde, daha iyi bir insan olma çabasını her adımda içimde taşıyorum.
İyi ki varsın, Müjdat Gezen!