AYLAK DERGİ

DOLABIN ÜSTÜNDEKİ MAVİ BAVUL 

Gözlerini açtı. İçerisi hâlâ karanlıktı. Saatin olduğu yöne doğru baktı. Beşi üç geçiyordu. Kalksa, evi toplamaya başlasa. Bir haftadır dokunmamıştı hiçbir şeye. Çok yorgundu. Elleri, kolları, bacakları yatağa gömülmüştü. Dolabın üstündeki mavi bavula takıldı gözleri. İş seyahatine gitmeden önce Orhan’la yaptıkları konuşmayı geçirdi aklından. 

“Orhan, beni aldatıyor musun? Ceketinin cebinde tek bir küpe buldum geçen ay. Sonra gömleğinin yakasındaki ruj izi. Hem de kırmızı. Bende o renk ruj bile yok. Zaten en son ne zaman öpüştük onu da hatırlamıyorum.” 

“Ne diyorsun? Ayrılmak mı istiyorsun? Şimdi mi konuşacağız bunları, ayak üstü, tam ben çıkacakken?” 

“Reddetmiyorsun yani? Erteleyemez misin seyahatini? Yarın sabah gitsen? Konuşsak?” 

“Şimdi mi? Saçmalama. Çıkmam lazım,” deyip çanaktaki anahtarını alıp kaybolmuştu apartman boşluğunda. Hiç aramamıştı o günden beri. Seyahatteyken aramazdı pek zaten. Kesin sevgilisi de yanındaydı. Nerden âşık oldum ki ben bu adama diye düşündü. İnsan ilk aldığı evlenme teklifini hemen kabul eder mi?  

Sonra işyerindeki toplantı hücum etti aklına. 

“Sen bu konuda ne düşünüyorsun Sevda?” 

“Ben mi? Şey, evet verimsizliğine katılıyorum Dördüncü Bölgenin. Raporlar da destekliyor. Her şey denendi gibi, yine de biraz daha zaman versek. Kış geçse, sonra değerlendirsek bir daha?” 

“Daha kaç toplantı konuşacağız aynı şeyleri. Rakamlar gösteriyor zaten. Ayşe de kapatmaktan başka çare yok diyor.” 

Kıl oluyordu şu Mehmet Bey’e. Ayşe yüzünden açmamışlar mıydı bu bölgeyi zaten en başında. O zaman da gereksiz dedi diye suçlu olmamış mıydı Sevda? Şimdi kışın ortasında bölgedekiler işsiz kalacaklardı. İki ay sonra Ayşe Hanım’ın parlak başka bir fikri için o maaşların kim bilir kaç katı harcanacaktı. Kaç kere yaşamışlardı benzerini bu senaryonun.   

Şu Zeynep’i dinlese miydi acaba? İstanbul’a geldiği günden beri hayatında doğru giden her şeyde onun parmağı vardı. Daha iki gece önce konuşmuşlardı görüntülü. 

“Sevda,” demişti en uzaktaki en yakın arkadaşı Zeynep, “Acaba senin bitirmekle ilgili bir sorunun olabilir mi? Hani ‘Tamam, uğraştım. Elimden geleni yaptım ama olmuyor,’ desen. Toplasan tası tarağı. Bak evde boş bir odam var. Ayrıca ofiste ekibi toparlayacak, adı konmamış işlerin altından kalkacak, vazgeçmeyecek, her seferinde yeniden denemek için sebepler bulacak birine deli gibi ihtiyacım var.”  

“Yapabilirsin diyorsun o işi?” 

“Kızım seni tarif ediyorum. Dik dur biraz. Güven kendine. Siktir et o Orhan denecek değer bilmezi. İstifayı da bas. Mehmet midir nedir, adam zaten sevgilisini parlatmak için kullanmıyor mu seni? Sen eşekler gibi çalışsan da tüm başarısızlıkları sana yıkıp, sevgilisine vermiyor mu bütün terfileri? Kendini suçlamayı bırak artık. Ne yapalım kocanın aldatmasına göz yumamıyorsan, çalışanların birer robot değil de insan olduğunu görebiliyorsan. Bu koca dünyada elbet değerini bilen birileri de çıkar karşına.” 

“Bilmem ki? Yapabilir miyim?” 

“Ne kaybedersin denesen? Şu andakinden daha kötü ne olabilir?” 

Zeynep’in teklifini kabul etmeye hiç bu kadar yakın olmamıştı. Vizesi vardı. Ona doğum gününde iş teklifini resmi olarak da iletmişti Zeynep. Hatta geçen ay elinde küpe ile deliler gibi ağladığının ertesi günü, yasal işlemleri de başlatmıştı çalışabilmesi için yanında. Her şey hazırdı. Eğer bugün vazgeçmeyecekse evliliğinden, istifa etmeyecekse işinden ne zaman alacaktı ki bu kararı. Onlar çoktan terk ettiler beni aslında, diye geçirdi içinden.  

Perdeleri açtı, güneş bulduğu bütün aralıklardan arsızca odayı doldurdu. Dolabın üstünden seneler önce okumaya İstanbul’a gelirken hayatını sığdırdığı bavulu indirdi. Her seferinde onu yeni bir maceraya taşımıştı bu mavi bavul. Kapağını açtı. Umut kokuyordu. Kitaplarını, kıyafetlerini, hayallerini doldurdu içine. Pasaportuyla önceki gece aldığı biletin çıktısını çantasının arka gözüne yerleştirdi. Taksi durağını aradı. Kapıyı açtı, eli anahtarların durduğu çanağa gitti alışkanlıkla. Gülümsedi. Anahtarları olduğu yerde bıraktı, kapıyı arkasından kapatıp asansörü kata çağırdı. 

Abone Ol

Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.