AYLAK DERGİ

ÖZGÜRÜM 

Çiçekli bir bahar havasına bürünmüş içim. 

Üretilmiş sabahlardan, gerçek sabahlara düşüyor yolum. 

Bir rüzgâr esiyor içimin özgürlüğüne. 

Küflü, paslanmış is kokusuna alışkın ciğerlerim. 

Hızlanıyor kalp atışlarım. 

Tanrım! Tanrım ben özgür müyüm? 

Yalın ayak koşmak geliyor içimden, deli deseler ne yazar? 

Dört duvar arası değil midir asıl delilik? 

Çocukken değmişti ayaklarım toprağa. 

Ve en son o zaman annemin terliğini yemiştim kafama. 

Gerisi dört duvar, demir parmaklıklar ve hüzün… 

Gülen insan yüzleri varmış dışarıda. 

İçeride tek tip binlerce somurtkan yüz. 

Durun, bir anda vermeyin tüm dünyayı bana. 

Alışkın değil bu bünye, karanlığa alışmış bu gözlerim. 

Alnımdaki yazgıyı değiştirir gibi. 

Tanrıyla savaşır gibi. 

Gölgemle, karanlıkla, kendimle bitiyor savaşım. 

Gökyüzü sınırsız ve benimmiş. 

O duvarlar o demir parmaklıklar o soğuk kapı… 

Hepsini kabullenip ayrı ayrı sevmişim. 

İnsan çaresiz kalınca yaşamak için onları sevmeyi öğreniyormuş. 

Sevmek bazen çaresizliktenmiş. 

Mecburi sevgiden gerçek sevgiye açılıyor yolum. 

Gitme vakti demeyi ne çok beklemişim. 

Yaralarımı bırakıp yarınlarıma gitme vakti. 

O soğuk duvarlar, o demir kapı hepsinden nefret ediyorum. 

Özgürlük ne güzel bir dünyaymış. 

Sınırlanmak en büyük delilikmiş. 

Özgürüm işte! Haber verin kuşlara, 

Göç etmek bir tek onlara mahsus değilmiş. 

Özgürüm işte! 

Cenneti vadetseler ne yazar? 

Tutsaklık cehennem, özgürlük ise cennetin ta kendisiymiş. 

Abone Ol

Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.