AYLAK DERGİ

BETÜL ARIM

Canım Haldun Dormen’le tanışmamız ve hemen dost olmamız, çok uzun yıllara dayanıyor. Ama onunla dost olmak için çok uzun yıllar gerekmiyor; çünkü öyle içten, öyle doğal, öyle kendi gibi ve hiç insan ayırmayan biri olduğu için hemen kaynaşıveriyorsunuz. İlk tanıştığımız yıllarda mavi yolculuğa çıkmıştık, on kişilik muhteşem bir gruptuk. Orada mutfağa girip birlikte kabak ayıkladığımızı, biberleri oyduğumuzu hatırlıyorum. Oysa evinde bunları yapan hep bir yardımcısı olmuştur ama o yardım etmeyi, paylaşmayı, bir şeyin ucundan tutmayı, şartlar ne olursa şiar edinmiştir ve bunu hiç gocunmadan öyle doğal, öyle içten yapar ki; karşınızdaki kişinin o ünlü yönetmen, oyuncu, Türkiye’de ilk özel tiyatroyu kuranlardan ve ilk müzikali sahneye taşıyıp yöneten güzel insan sevgili Haldun Dormen olduğuna inanamazsınız.  

1985 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye koyduğu Lüküs Hayat oyununda birlikte çalışma mutluluğuna erdim. Birlikte katıldığımız bazı toplantılarda söylediği şu cümlelere çok şaşırmış ve Haldun Dormen’in çok sevilen bir insan olmasının nedenlerini bir kez daha anlamıştım. Birilerine beni anlatırken, “İşte, Betül bana Şehir Tiyatrosu’nda kol kanat gerdi, hep yanımda oldu, o olmasa benim için her şey bu kadar kolay olmazdı,” cümlelerini duyunca kulaklarıma inanamadım ve dedim ki: “Haldun abi siz koskoca Haldun Dormen’siniz, ben nasıl size kol kanat gerebilirim, destek olabilirim?” dediğimde, “Yok yok şekerim, benim için öyle,” demiş ve ne kadar mütevazı olduğunu bir kez daha herkese göstermişti. Haldun abinin sahneye koyduğu Lüküs Hayat 30 yıl oynadı, ben 14 yılında vardım. Çok güzel bir kadrosu vardı ve bir tek gün bile finalde seyirci tamamen ayağa kalkmadan kapanış yaptığımızı hatırlamıyorum. Sevgili Zihni Göktay, o dönem bir rahatsızlık geçirmeseydi sonsuza kadar oynayabilirdi.  

Haldun abi gerçekten anlatılmaz yaşanır; çünkü bu kadar eğitimli, başarılı, yurt dışında ve yurt içinde en önemli okulları bitirmiş birinin çocukla çocuk, genç ile genç, büyükle büyük, aristokratla aristokrat, burjuva ile burjuva ve her kesimden insanla hiç ayrım yapmadan dost olabilmesine kimse inanmaz. İşte bunun içindir ki, Haldun Dormen anlatılmaz yaşanır. Onun için hiçbir şey imkânsız değildir, zor değildir ve herkese “Yaparsın şekerim, başarabilirsin şekerim,” der ve karşısındakini öyle bir yüreklendirir, öyle bir özgüven verir ve öyle rahatlatır ki; hiç kimse onun yanından olumsuz ayrılmaz ve karşısındaki insanların kendine güvenleri gelir. “Evet yapabilirim, başarabilirim,” derler ve yaparlar.  

Zaman zaman unutkanlığını da anlatmadan geçemeyeceğim. Provaya genelde arabayla gelir, unutur taksiyle dönerdi ve yardımcısı gelip arabayı alırdı. Ama bir gün arabayla oturduğu apartmana gidip araba park halindeyken garajına açıp, “Eyvah! Arabam çalınmış” diye yardımcısını çağırdığını hep kahkahalarla hatırlar ve anlatırız.  

Bir de çok çalışkandır, hani neredeyse bir günde on işe birden yetişir ve bu onun için çok doğaldır. Bence bilinçaltına sürekli “Yapabilirsin Haldun, başarabilirsin Haldun,” diyor.  Seni çok seviyorum Haldun abi, senin gibi çalışkan, sorumlu, güzel, iyi, kültürlü, vicdanlı, adaletli insanların çoğalması dileğiyle, sana sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum. Sen hep bütüne katkı sunmak için çalış, oyunlar sahneye koy, kitaplar yaz ve Dormen Akademi’de hep derslerine devam et. Bu dünyanın senin gibi güzel ve iyi insanlara çok ihtiyacı var. Ne diyor usta edebiyatçımız, şair, roman, hikâye yazarımız Sait Faik Abasıyanık; 📚 “Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey…” (Bence bu şiir Haldun Dormen ve onun gibi insanları düşünerek yazılmış.) Yaratılmış olan her şeye saygıyla, sevgiyle, güzellikle, gerçek insanlıkla yaklaştığın ve bize örnek olduğun için binlerce teşekkür. Seni çok seviyoruz. 👫🎭🙏🤝💙 

Abone Ol

Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.