AYLAK DERGİ

DENK

Sen ağaçlar arasında vardın. Elimi uzatırsam seni erkenden tanırdım. Yorgundum, tanımak yeni bir işti. Sarılsam da uyurdum. Arada gözlerimiz omuzlarımızda gezinirdi. Sonra iki yana kafa sallardık.  

Senin bir orman olduğunu hayal ederek hemen içimde bir esinti olmuştu. Yükseğe çıktım. Elimi uzattım. Sana doğru yürüdüm. Hayat biçimsiz bir şekilde kayıplar yaşatmıştı. Belki, “Bu orman bir ağaç evi kuracağım yer olur.” dedim.  

Kollarım bağlıydı. Kentte kaybolmaya alışmıştım, sen tam da doğanın kendisi gibi sarıldın. Dünya, bu ormanın adını sayemde bilecekti. Fidanlarım olacaktı, çok belliydi. Düşe kalka yürüyecek, o burada yetişir diyeceğim duygularımı ekecektim.  Biçeceğimin ne olduğu konusunda hiç fikrim yoktu. Yine de bana sarılman, doğanın sezgisi gibi berrak ve inançlıydı. Öyle bir yaprak düşmesiydi, hâlâ saklıyorum. Ormanlar da insanı görünce heyecanlanıyormuş, dedim.  

Gitmem gerekiyordu. Çünkü bilemedim senin kokunu nasıl muhafaza ederim. Hiç esintini, gürültünü, ateşini, yağışını bırakmak istemezdim. Ama Beyoğlu’nda rüzgârlı kokun, içtiğim cam şişeme tehlikeli bir şekilde sızmıştı. Bu nasıl olurdu bilmiyorum. İçtikten sonra ellerimi koklardım. Sonra içerdim. Neredeyse hep aynı birayı içtim. 

Gelene dek sen de yudumlarsın, biliyorum. 

Abone Ol

Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.