- Kariyeriniz ilk olarak müzikle başladı. Bursa Büyükşehir Belediye Konservatuvarı – Klasik Türk Musikisi Bölümü’nü tamamladıktan sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi – Tiyatro bölümünde eğitim aldınız. Bu geçiş süreci nasıl ilerledi? Türk Sanat Müziği’ne ilginiz nasıl başladı?
Hem tiyatroya hem de müziğe ilgimi, ailem sayesinde keşfettik. Daha doğrusu onlar keşfetti ben de onların yönlendirmesiyle Bursa Büyükşehir Belediye konservatuvarı Klasik Türk Müziği, sonrasında da Müjdat Gezen Sanat Merkezi tiyatro bölümü oyunculuk bölümüne girdim. Ben Türkiye’deki şanslı çocuklardan biriyim. Genelde aileler, çocuklarını sanata yönlendirmez ama annem ve babam, beni bu bağlamda keşfedip yönlendirmeyi yaptılar. Sevmeye de bilirdim fakat ben de mesleğime bu anlamda âşık oldum. Ailemde sanatçı yok, fakat iyi seyirci ve iyi bir müzik dinleyicisiydi ailem. Babam, TRT’de dinlemiş olduğu Klasik Türk müziklerinden çok etkilendi. Hatta konservatuara girdikten sonra babam, makam geçişlerini, taksimleri bana sorar, sınav yapardı evde. Notaları bilmese de enstrümanların yapmış olduğu duygu geçişlerinden, hangi makam olduğunu anlayabilirdi. Genetik bir aktarım olmuş bana. Tiyatroya başlamam da… Komşumuzun kızı tiyatro kursuna gidiyordu Bursa’da, ben de çocukluk yıllarında herkes gibi taklitler yapıyordum, eğlenceli bulunuyordu. O arkadaş vasıtasıyla kursa gittim ve olanlar oldu.
- Tiyatro ve oyunculuk kariyerinizde yolunuzun Müjdat Gezen ile kesişmesi, sanata olan bakış açınızı hangi yönlerden etkiledi? Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ndeki eğitim sürecinden bizlere bahsedebilir misiniz?
Müjdat Gezen benim hayatımda çok önemli bir yer kaplıyor, aslında sadece benim hayatımda değil ya da öğrencileri olarak okulunda okuduğumuz için sadece bizlere yön vermemiş, sanata bakışı, hayata bakışı, insanlığa bakışı göz önünde bulundurulursa ülkeye yön vermiş bir insandır. Sadece oyuncu olmanın tek başına hiçbir şey ifade etmediğini, iyi insan olduğunda iyi bir oyuncu olabileceğini söyler bize hocamız. Çünkü iyi insan olmak; duyarlı olmaktır, vicdanlı olmaktır, ahlaklı olmaktır. O yüzden bunları becerebildiğinde mesleğini çok daha entelektüel anlamda profesyonel bir yapıyla sunma haline gelebilirsin. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne yetenek sınavı ile alınıyoruz, çok adil bir sistem var. Onu şöyle izah etmek isterim. Okulda, 4 sene ücretsiz bir şekilde okuma hakkına sahip olabiliyoruz. Bu ücretsiz şekilde okuma hakkına 4 sene devam edebilmek için okula girdikten sonra da mutlaka ve mutlaka aynı emek ve çalışma azmi ile 1. sınıfı geçmek zorundasınız. Belli bir ortalamada geçemediğiniz takdirde, okuma hakkınız elinizden alınıyor. Bunun sebebi ise, seni buraya aldık fakat çalışmadığın takdirde başkalarının hakkını yersin. O yüzden bunu daha çok hak eden birine teslim etmek adına yapılmış bir sistem. Yani sorumluluk azim kolektif çalışma eğitimin bir parçası. Hayatınıza bakış açınıza büyük yatırım yapmaya keşfeden bir sistem.
- Karavan Tiyatro bu sezon, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” ile yeni sezona başladı. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Ben çok şanslı bir aktörüm. Okulum sayesinde birçok ustayla öğretmen olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak çalışmak gibi bir şansım oldu. Bu şanslardan biri de hocam Savaş Dinçel’dir. Savaş Hoca’nın derslerinde tiratlar, oyunlardan sahneler oynardık. Sait Faik hikayelerinde çalışıyorduk. Ben bir hikâyesini oynamıştım Savaş Hoca’ya, Sait Faik’in Fiş adlı hikayesini, çok beğenmişti. Bana o zaman kendisinin Sait Faik’in bütün hikayelerinden uyarladığı, Meraklısı için öyle bir hikâye kitabını hediye etmişti. Hediye ederken de “belki bir gün oynarsın,” dedi. Sonra aradan yıllar geçti.
Hayattaki diğer ikinci şanslarımdan biri, konservatuar yıllarında yine hocam, aynı zamanda abim, arkadaşım, dostum olan Erkan Can’dır. Beraber projelerden, arkadaşlıklardan, dostluklardan konuşurken bir oyun yapmak istediğimiz kanaatine geldik. Erkan abinin de bir Sait Faik yapmak gibi isteği vardı. Aslında şöyle; çok sevdiğimiz bir dostumuzun Sankofa adlı bir kafesi var. Sankofa da anlam itibarıyla “Geçmişte tamamlayamadığın şeyleri, yapmak istediğin şeyleri, geri dön tamamla ve yoluna devam et.” anlamında bir hikayesi var. Kafeyi de bu hikâyeyle kurmuş zaten işletmecisi Sertaç. Eğitim olarak okulda Geleneksel Türk Tiyatrosu biçiminde eğitimler de aldığımız için yapacağımız projenin geleneksel bir yapıda sahnelenmesi kanaatine vardık. Erkan abi ile elimizde Sait Faik gibi dünya edebiyatının bence önemli isimlerinden ve onun harika bir uyarlaması olan (Savaş Hoca tarafından uyarlanan) ve Savaş Hoca’nın da isteği olan, “belki bir gün oynarsın” sözüyle iki hayali buluşturduk Erkan Can’la. Daha sonra bunu bir karavan önünde, her şeyin seyircinin yanında olduğu geleneksel yapı içerisinde, nasıl yaparız? Dediğimizde son sorumuz gerçekten bu anlamda vizyonları için ve destekleri için tekrar teşekkür ederiz. Gencal karavana iş birliği yaptık ve güzel eğitici bir süreçle oyunumuzu hayata geçirebildik.
- Geleneksel Tiyatro ve Türk Tiyatrosu’nun kökenlerine baktığımızda, Karavan Tiyatrosu arasındaki benzerlikler nelerdir? Hangi açıdan geleneksel ve hangi açılardan yenilikçi bir proje olduğunu düşünüyorsunuz?
Karavan Tiyatro direkt geleneksel yapıda sahneye koyuldu. Amacı, bu biçimi seyirciye anlatmak ve sürdürmek. Her şey seyircinin gözü önünde, birebir tiyatronun kulisi ve sahnesini interaktife yakın epik bir anlatım biçimidir. Yapacağımız diğer oyun projeleri de bu çizgide yapma gayreti içeresinde olacak.
- Karavan Tiyatrosu İzmir, İstanbul ve Çanakkale, Kastamonu, Ankara gibi birçok yerde seyirciyle buluştu. Seyircilerden nasıl geri dönüşler aldınız; seyirci iletişimi açısından bu projenin avantajları ve dezavantajları neler?
Harika geri dönüşler aldık. Özellikle çocuklar çok mutlu ediyor bizi, edebiyata Sait Faik bilerek tanıyarak, irdeleyerek izliyorlar. Yaklaşık 7 oyunda 1000 kişiye ulaştık. Bu süreç hepimizi mutlu ediyor tabi.
- “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” yeni sezonda hangi şehirlerde sahne alacak?
Kasım ayında Eskişehir, Bursa, Balıkesir, ekleyerek tüm Türkiye sınırlarında seyircimizle iç içe olacağız.
- Son olarak, Müjdat Gezen ’in gelecek nesil sanatçılara bırakmak istediği en önemli mirasın ne olduğunu düşünüyorsunuz? Bu mirası yaşatmak için neler yapmalıyız?
Yani şimdi Müjdat Gezen bizim konservatuvarda Geleneksel Türk Tiyatrosu hocamızdı. Onun derdi, o gelenekseli sürdürmek. Biz de Müjdat Hoca’yı takip ederek gelenekselden gidiyoruz. Karavan tiyatronun bütün dekorları, oynanış biçimi gelenekselin dekorlarıdır ve bütün bundan sonraki oyunlarımızı hepsini geleneksel tiyatronun dekorları içerisinde oynayacağız. Yani iki tane yeni dünya var, paravan var, iki masa, iki sandalyedir ve bütün kostüm aksesuarlar hepsi sahnede ve sahnede giyinilir, soyunulur. Kostüm ya da tip değiştirilir. Biz de gelenekselden yürüyoruz. Benim de zaten okul yıllarından beri ve daha öncesinden beri, geleneksele meftunun-ı yani geleneksel bana çok çok daha yakın o yüzden biz de Müjdat Hoca’nın, ustamızın izini takip ediyoruz ve o bize el verdi, o bizim ustamız.
Biz bunu devam ettireceğiz.