AYLAK DERGİ

Yazar: aylakdergi

Yüzüme düşen bakışlarının iklimine yabancıyım Affına sığınıyorum gözlerinden öpemem Biliyorsun gözlerin çocukluktan kalma Hep aynı fotoğraf ellerinde  Yaşlanması an meselesi Penceremdeki bütün sabahlar…

 Dün gecenin son demlerinden peydahladım bu sabahı. Yosun tutmuş düşüncelerim birikti en ücra köşelerde. Neyin ve kimin kavgasıydı bu bilinmez. Ben bir babayım…

Keşke hiç açmasaydım gözlerimi. Karanlığa açtığımı bilsem daha sıkı kapatırdım belki de. Tekrar uykunun derinliğini bulmak nasıl da zor böyle gecelerde. Bir mum…

Dar sokaklarda Farklı insanların arasında İnsanlar birbirini eziyor Herkesler bir yerlere yetişiyor Sürekli bir koşuşturma, sürekli bir karmaşa Keşke atlar bassa ülkemin sokaklarını…

Peygamber sabrı taşıyorum incecik omuzlarımda. Mevsim doğdum doğalı kış,  Yüreğimin kardelenlerle süslü bahçesinde. Kıyameti her gün yaşıyorum, her saniye… Lakin cennet sadece görebilene.…

Hayatına giren her insan kendinden bir parça ilikliyor tenine Her insan bir parça koparıyor senden çekip giderken Eksiliyorsun Kendine yetmiyorsun zamanla Benliğini yitiriyorsun…

Bu sabah bir çiçeği göğsümün ortasına saplayarak uyandım  Bilseler rüyamda seni gördüğümü Keşke adımı unuttuğumu bilseler  Bir kalemle bir kağıdın öpüşmesinden mi doğar…

        Dolgun bir başak değilim belki ama solgun bir başak da değilim. Kendi değerlerim var. Kendimce çok bildiklerim, bildiğimi sanıp hiç bilmediğimi fark ettiğim…

Kalın montları attığımız mevsim. Anneye ilk asi çıkışımızı “Anne giymek istemiyorum ya herkes tişörtle geliyor sen hala mont diyorsun” serzenişiyle yaptığımız, kendimizi bi…

NAVİTA ÇİYE?  (Adın ne?) [Yaşar Kemal ile Erol Günaydın birlikte Ağrı’ya gidiyorlar. Hiçbir yerde yayınlanmayan bu hikâyeyi arşivinden çıkartarak bizimle paylaşan Sayın Tekin…

Abone Ol

Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.