AYLAK DERGİ

Kategori: ÖYKÜ

“Olur.” dedi Gurur. Açık ve tek şekerli içtiğini biliyordu Firuze. Hep öyle yapmaz mıydı? Gurur ne zaman çay istese tek şekeri atar, karıştırır…

     Hatırlıyorum, o gün hafif bir rüzgâr esiyor ve ay rüzgâra eşlik ederken İstanbul Boğazı’nı boğan şehrin ışıkları, ay ışığı ile yarışamayacağını kabullenmiş görünüyordu.…

Gittiğim günü anımsıyorum hâlâ. Berrak bir geçmiş aynasından yansıyorlar bana. Serin ve insanın teninde müthiş serinlikler uyandıran bir rüzgâr esiyordu. Şu koca gövdeli…

Çocukluğumdaki mutluluk, meyve ağaçlarıyla kaplı tek katlı evlerin arasından süzülerek geçer, yatana kadar tüm sokaklara dokunur, en son gökyüzünün parlaklığına takılır ve ben…

Cevap veremedi Gurur. Kendinin bile bilmediği bu soru birçok şeyin özeti gibiydi. Neden gelmişti ki? Ne diyecekti? Yaptım çünkü diye başlayan hiçbir cümle…

Sonbaharda tanımıştım seni, o zamanlarda hissetmiştim yüreğini.Soğuk havalarda daha çok dokunursun gönlüme, gülümsememe.Demliğin lüksüne kavuşmadan ketılda kaynatırdık muhabbetlerimizi.Tepelerde yerdik bazen yemeklerimizi.Sorunsuz ve salonsuz…

Arada kalmaların en zorunu yaşıyor olduğunu düşündü sonra kadın… Yapması gerekenle; olmasını istediği şeyin arasında sıkışıp kalmıştı. Hâlbuki gitmelerin de kalmaların da ustası…

Baharımızı sonbahar gibi yaşadıktan sonra çektiklerimizi unutacağımızı sandığımız, büyük beklentilerle girdiğimiz yazımızı da kışa çevirdi hayat. Yeni normallerimiz, anormal olmuş her şeyi normalleştirdiğimiz…

Keşke öyle bir yer olsa. Bulamadığın cevapları alabildiğin bir yer. Aradığın her cevap için yeni bir kapı açılsa. İçinde cevapların olduğu, havada asılı…

Abone Ol

Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.