Kanım çatladı, gözlerim cehennemin dibi… İçimde hiç geçmeyecek trenleri, vapurları ve hatta uçakları bekleyen bu güruha sesleniyorum: “Kalbim kırılacak sıkı tutunun!..” Kirpiklerini avuçlarıma…
Kanım çatladı, gözlerim cehennemin dibi… İçimde hiç geçmeyecek trenleri, vapurları ve hatta uçakları bekleyen bu güruha sesleniyorum: “Kalbim kırılacak sıkı tutunun!..” Kirpiklerini avuçlarıma…
Biz seninle evini arayan bütün bülbüllerin âşığıyız! Nefesini boğazıma üfleyen bir karanlık ve umuda her uzandığımda ellerimi kıran bir düş damlıyor geceden. Kırık beyaz…
Biliyorsun bu bir veda değil. Sen daha çok gençsin ve ben daha çocuğum. Veda değil. Eğer öyle olsaydı, Sen gittin diye bastırmazdı bu…
Desem ki ben bu evden bir sabah gitsem. Diyorum ki ben bu evden bir akşam gidiyorum. Dedim ki ben bu evden bir gece…
Seni ne zaman düşünsem boğulurdu bir deniz, başka bir denizin içinde. Ben yok olmam sanmıştım. Ya ben doğmayı bilmiyorum küllerimden, Ya da henüz…
Devrim şarkılarının yasaklandığı ülkelerde ben ipleri kesilmiş bir kuklaydım, senin adını koymuşlar. Kış o sene kaşlarını çatmış bir diktatör gibi kapınıza dayanmış. Yüksek…
Biliyorsun bu bir veda değil. Sen daha çok gençsin ve ben daha çocuğum. Veda değil. Eğer öyle olsaydı, Sen gittin diye bastırmazdı bu…
Neriman delirmekten korkardı. Onun yerinde kim olsa delirmekten korkardı. Ne zaman gülse, Bir kadeh şaraba benzerdi şakaları. İnsanı bir başka düşündürürdü Neriman. Nasıl…
Haykırıyorlar dünyaya ikimizin yerine! Gözlerimin topraklarına ayak basmamışsın henüz. Hastalıklı bir sabah doğurdu ellerime kızıl geceler, sen daha dünyada yokken. Ve karanlıktan bahsettiler…
Yeni sayılarımızdan haberdar olmak için
ücretsiz abone olabilirsiniz.